Oyhan Hasan Bıldırki 3 Takipçi | 2 Takip

ÇANAKKELE GEÇİLMEZ

2006-09-01 08:53:00

        Hanım, hey! O çağda, kılıç tutan ellerin hile dokuduğu çağda… Kişi oğlunun talihinin ters döndüğü çağda, Osmanoğlu’nun hali nicedir? Bakalım, görelim:        - “Ah yiğitler, vah yiğitler        Kılıç belde süs yiğitler        Çarşı pazar fiskos eder        Nerde kaldı bey yiğitler?”          Bre Han’ım hey! Vakit tamam oldu, söz açıldı. Bizi bilmezlerden sanma. Ah, vah edip sızlanma. Elbet biliriz biz de o meseli: “Söz gümüşdürür, sükût altundurur.” Amma lakin, bizim işimiz susmak değil. Bizim işimiz oturup uluorta laf etmek değil. O iş, hatun kişi işidir. Dil susarsa, mazi unutulur. O serdengeçti yiğitlerin, palabıyıklı, kor ateş yürekli, demir bilekli yiğitlerin destanı unutulabilemez. Uzun sözün kısası Han’ım, o destan şöyle başlar:        Kişioğlunun gözünü karalar bürüyen çağda, salkım salkım kızıl güllerin açmaz olduğu çağda, yavruların atasından koparıldıkları çağda, yıllardan 1915, günlerden 18 Mart Perşembe. Anlayacağın yiğitlerin harman olduğu gün. O gün, bütün günlerden farklı bir gündür. Güzelim tan vaktinden evvel, gece yarısının dönüm noktasından az sonra, ıslak ve yürek dondurucu bir hava, bütün Çanakkale’yi sarmıştı. Göz gözü görmüyor,        Nusret mayın gemimiz mavi sularda ağır ağır yol alıyordu. Bütün ışıkları karartılmış olmasına rağmen, aldığı görevi yerine getirmeye çalışıyordu.  &nb... Devamı